Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, “İhraç edilen personel sayısı 28 bin 163. Uzaklaştırma tedbiri devam eden personel 20 bin 88. Bu arada açığa aldıklarımızdan da göreve iade ettiklerimiz var. 5 bin 78 kişi iade edildi.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından bakanlıkta yürütülen soruşturmalara ilişkin, “İhraç edilen personel sayısı 28 bin163. Şu anda uzaklaştırma tedbiri devam eden personel 20 bin 88. Bu arada açığa aldıklarımızdan da göreve iade ettiklerimiz var. 5 bin 78 kişi iade edildi.” dedi.

Yılmaz, “Eğitimden Üretime Sektörle İşbirliği” temasıyla düzenlenen 2. Eğitim Kongresinin açılışındaki konuşmasının ardından, öğle yemeğinde bir araya geldiği gazetecilerin sorularını yanıtladı.

FETÖ’nün darbe girişiminin ardından bakanlık bünyesinde yürütülen soruşturmalar ve 2010 KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin sorular üzerine Yılmaz, yargının görevinin “bir suç işlendiği iddiası üzerine soruşturma başlatmak, suçun faillerini oraya çıkarmak ve gereken hukuki yaptırımları yapmak” olduğunu ifade etti.

Daha önce 2010 KPSS’de usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili Cumhuriyet savcılıklarından MEB’e bildirilen isimlerin bakanlıkla ilişiklerinin kesildiğini belirten Yılmaz, “Dolayısıyla bundan sonra da eğer yargı veya Cumhuriyet savcıları tarafından bize bu yönde bir bilgi sunulduğunda biz gereğini yapmaya hazırız.” dedi.

Bakanlıkta soruşturmaların sürdüğüne, açığa almaların ve ihraçların bulunduğuna işaret eden Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:

“İhraç edilen personel sayısı 28 bin163. Şu anda uzaklaştırma tedbiri devam eden personel 20 bin 88. Bu arada açığa aldıklarımızdan da göreve iade ettiklerimiz var. Yani hata olabilir, bir farklı şekilde kendisinin bu yapıyla hiçbir alakası olmadığını söyleyen 5 bin 78 kişi iade edildi.

Bu şudur; savcılıklardan her gün yeni bir kimse ifadesinde diyor ki; ‘Ben vardım, benim yanımda bu da vardır’ diyor. Dolayısıyla yeni bulunan delillerle bize gelen kişiler olduğunda bu sayı artabilir. Dolayısıyla aradan geçen süre içerisinde gerçekten bir kimsenin de bu yapıyla bir bağlantısı olmadığını düşünürsek onları da geri tekrar mesleğe iade ediyoruz. Çünkü bir öğretmenin bulunması gereken en ideal yer, sınıfında öğrencilerle baş başa olması gerek.

Rakamlar üç ayağı beş yukarı değişebilir, ben ‘tutuklanmış’ diyorum, belki serbest bırakılmış olabilir. Ama 20 Ekim itibarıyla ihraç edilen personelden gözaltında olan sayısı 193 kişidir. Tutuklanan personel sayısı 2 bin 829, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan personel sayısı 2 bin 648. Bir de firarda olanlar var. İhraç edildikten sonra yargı tarafından çağrılıp da onun davetine icap etmeyen eski öğretmen sayısı 325 kişidir.”

PKK ile ilişkisi nedeniyle açığa alınanlara ilişkin bir soruya ise Bakan Yılmaz, “Uzaklaştırma talebi devam eden şu anda 10 bin 877 kişi ‘Bölücü terör örgütü ile bir iltisakı var mı yok mu’ diye değerlendirilen öğretmenlerimiz. Açığa aldık, fakat bunlardan 424’ünü iade ettik. 10 bin 877’den 424’ü iade edilen çıkarırsanız geriye kalan rakam, ‘Terör örgütü ile iltisakı var mı yok mu?’ diye değerlendirmeye alınan öğretmen sayımızı buluruz.” cevabını verdi.

“Rastgele öğretmen ataması söz konusu değil”
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, proje okullarında belli bir süre görev yapan öğretmenlerin yer değişikliğine ilişkin, “Genel bir öğretmen sürgünü ya da proje okullarına rastgele öğretmen ataması söz konusu değildir. Bu öğretmenlerin çoğunu kim atadı, biz atadık. Atarken kadrolaşma yapmıyoruz da bunların görev yerini değiştirirken mi kadrolaşma yapıyoruz? Böyle bir değerlendirme doğru olur mu?” dedi.

“50 bin eğitim kurumuna karşı sorumluyuz”
Proje okullarda görev yapan öğretmenlerin rotasyonlarıyla ilgili soru üzerine Yılmaz, sadece proje okullara karşı sorumlu olmadıklarını, Türkiye’deki 50 bin eğitim kurumuna karşı sorumlulukları bulunduğunu söyledi.

Bir yerde nitelik ve kaliteli bir eğitim varsa hem bu eğitimin daha üst seviyelere çıkarılması hem de bu başarının bir başka yere transfer edilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, başarının öğretmenle çok bağlantılı olduğunu ve bunun öğretmenle beraber transfer edilebileceğini vurguladı.

Proje okullarla ilgili kanunun 2014 yılında çıktığını ve kanunla öğretim üyelerinin de proje okullarda görevlendirilebileceği hükmünün getirildiğini belirten Yılmaz, “2014’te yapılan kanunla iki imkan birlikte verilmiş. Birincisi proje okullarına özel bir destek verilebilir, ikincisi üniversitelerden de öğretim üyeleri bu okullarda görevlendirilebilir. Proje okullarında temel gaye eğitimde kaliteyi artırmak, okulların başarısını devam ettirmektir.” dedi.

Türkiye genelinde 160 proje okulu bulunduğunu ifade eden Yılmaz, Proje Okulları Yönetmeliğinde bu okullara yöneticilerin 4 yıllığına atanacağı, aynı unvanla aynı eğitim kurumunda 8 yıldan fazla yönetici ve öğretmen olarak görev yapılamayacağı hükmünün bulunduğunu anımsattı. Yılmaz, “Öğretmen rotasyonlarıyla bu okullardaki başarı aşısının diğer okullara da yapılmasını hedefleniyor.” dedi.

Eksik kitaplar bu ay sonunda öğrencilerde
Eksik ders kitaplarıyla ilgili ihale sürecine ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, “Hemen hemen bu ay sonuna kadar hepsinin tamamlanacağını söylüyorum.” ifadesini kullandı.

Bakan Yılmaz, okulda okuyan çocuğuna, “Bütün kitaplarınız geldi mi?” diye sorduğunda çocuğunun bir kitabının gelmediğini söylediğini aktardı. 300’ün üzerinde kitap dağıtıldığını belirten Yılmaz, bunlardan bir tanesi bile eksikse ekim ayının sonuna kadar öğrencilerin elinde olacağını bildirdi.

“Orta yolu YÖK ile bulacağız”
Bakan Yılmaz, “Öğretmen Strateji Belgesi”nde “Öğretmen Akademisi”ne ilişkin de konuların bulunduğunu ifade etti.

“Nihai hedef eğitim fakültelerinin kapatılıp her bölüm öğrencilerinin akademiye gidip öğretmen olması mı?” sorusu üzerine Yılmaz, “Hayır öyle değil. Öğretmen Akademisini bünyemizde bulunan öğretmenlerin hizmet içi eğitimini yapmak için düşünüyoruz.” diye konuştu.

Eğitim fakültelerine bir taban puan getirilmesine ilişkin daha önceki açıklamalara değinen Yılmaz, “Çocukluğundan beri öğretmen olacağım diyeni bizim almamız lazım. Bu olmaz dedi YÖK Başkanı. ‘Ancak tezli yüksek lisansı getirerek bu eğitim fakültelerindeki öğretmenlerimizin akademik seviyesini biraz daha yükseltiriz’ diyor.” ifadelerini kullandı.

İncelediği eğitimde ileri ülkeler arasında 4 yıllık üniversite eğitimi alan hemen hemen bulunmadığını, 5, 6, 7 yıl akademik eğitim aldıktan sonra öğrencisiyle baş başa kalan öğretmenlerin bulunduğuna işaret eden Yılmaz, “Biz de bir orta yolu YÖK ile bulacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

“Öğretmenlere performans kriterleri geliyor”
Bakan Yılmaz, beşinci sınıflarda yabancı dil ağırlıklı eğitim üzerine bir soru üzerine, Türkiye’de İngilizce sorununu çözen bir özel okulun müfredatını incelediğini dile getirdi.

Müfredatın onaylanması için görüştüğü Talim ve Terbiye Kurulu Başkanına “aynı programı okullara da uygulayalım” dediğini aktaran Yılmaz, ancak yanıt olarak müfredatta bir sıkıntı olmadığı, o özel okulun yurt dışından öğretmenler getirebildiklerini öğrendiğini dile getirdi.

Yılmaz, yabancı dil eğitiminde de ilave bir çalışmanın yapılması gerektiğine işaret etti.

Öğretmenlere performans sistemi üzerine çalışmaların başlayacağını ifade eden Yılmaz, yerine göre öğrencilere ‘öğretmeninizden memnun musunuz?’ şeklinde sorular ve veliye de soruların yer alacağı performans kriterlerinin olabileceğini söyledi. Yılmaz, “Öğretmenlere performans kriterleri geliyor inşallah.” dedi.

Performans sistemine ne zaman başlanacağı yönündeki soru üzerine de Yılmaz, “Herhalde bu yıldan itibaren başlarız.” bilgisini paylaştı.

Değerler eğitimi bilimsel gerçeklerle verilmeli
Bakan Yılmaz, değerler eğitiminin, kimseyi ürkütmeden, kimseyi farklı bir yere götürmeden, bilimsel gerçeklerin dışına çıkmadan, ancak ülkenin milli ve manevi değerlerine de sahip çıkılarak verilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Okul öncesi eğitimin de zorunlu eğitim kapsamına alınmasına ilişkin de Yılmaz, “Önümüzdeki yıldan itibaren pilot illeri belirleyeceğiz ve okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alacağız. Tabii ki ülkenin ihtiyaçlarını göz önüne alarak.” dedi.

“Olsa dükkan senin de…”
Öğretmenlerin yıpranma payları ve erken emekliliklerine ilişkin bir çalışma olup olmadığı yönündeki soruyu da yanıtlayan Yılmaz, “Derler ya ‘dükkan senin’ diye. Gerçekten olsa dükkan senin de… Mali hususlarda hiçbir şeye tek başına Milli Eğitim Bakanlığı karar vermemekte. Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemini, açıklarını, sıkıntılarını biliyoruz. İstiyoruz ki gerçekten şartlarını, durumlarını daha iyi hale getirelim.” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, müfredat çalışmalarına ilişkin bir soruya karşılık da, “Bana verilen bilgi şubat ayında hepsini tamamlıyoruz. Gelecek yıl, müfredatı yenilenmiş, geçmiş sıkıntıları olmayan, kimseyi rahatsız etmeyen, 78 milyonu kucaklayan bir müfredatla milletimizin önüne çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

AA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here