Kontenjanlar yayımlandığından beri Almanca ve Fransızca öğretmenlerinden sürekli mailler alıyoruz. Almanca ve Fransızca öğretmenleri kontenjanlar yayımlanmadan önce de bizlere, bir çok gazete ve siteye kendi durumlarını yazarak seslerini duyurmaya çalıştılar. Bu nedenle çeşitli basın yayın organlarında Almanca ve Fransızca öğretmenlerinin bu durumu yayımlandı. Oysa görünen o ki ya Almanca ve Fransızca öğretmenleri MEB’e dertlerini anlatamadı, ya da MEB onları anlamak istemedi. Bize göre onlar dertlerini çok iyi anlattı ama MEB onları anlamak istemedi. O zaman biz bir daha anlatmaya çalışalım;

2003 ve 2012 Ağustos dönemi de dahil, 10 yıllık sürede, toplam 320 Almanca öğretmeni atanmış. Fransızca öğretmenlerinin durumu daha da içler acısı… Bu 10 yıllık sürede sadece 30 tane Fransızca öğretmeni atanmış. Öte yandan atamalara bir bakıyorsunuz ki o da ne Arapça öğretmenliğinin atamaları son yıllarda hayli artıyor. 3 yıl içinde 239 tane Arapça öğretmeni atanmış. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, Ağustos dönemi için adaletli bir atama yapacağız demişti. Görüyoruz ki oldukça adaletli bir atama olmuş, kendisini tebrik ediyoruz. Yorum sizin.
Ancak bir yılda sadece Almanca Öğretmenliğinden mezun olan kişi sayısı 970, Fransızca Öğretmenliğinden mezun olan kişi sayısı 450. Bu sayıya Dil ve Edebiyatlar ile Mütercim-Tercümanlar dahil değildir.
Bir de Milli Eğitim Bakanı’nın söylediklerine kulak verelim. Tek taraflı dinlemek olmaz, Almanca ve Fransızca öğretmenlerini dinledik. Şimdi de Bakanımızı dinleyelim. Bakanımız : “Bu kadar öğretmene ihtiyacımız yok, yeteneklerine uygun başka mesleklere yönelsinler.”1 Sayın Bakanım, ne meslek önerirsiniz? Tornacılık mı yapsınlar, doktorluk mu yapsınlar. Ne yapsınlar? Yeteneğini öğretmenlik için geliştirmiş birinden ne beklenebilir ki? Bir de yeteneklerine uygun başka mesleklere yönelsinler diyorsunuz. Ya da KPSS’ye girip başka bir alanda memurluk yapabilirler değil mi? Ama bir saniye ona da Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek karşı çıkıyor : “Herkes memur olmak istiyor.”2 Memur da olamazlar. Sayın Bakanlarımız halktan kopuk yaşadıkları için öğretmenlerin özeldeki durumlarını bilmiyorlar. Özel kurumlarda askeri ücretin altında çalışmak zorunda kalan bir çok öğretmen var. Özel kurumlar öğretmene hiç bir değer vermiyor. Çünkü bir öğretmen giderse başka bir öğretmen gelir. Nasıl olsa ortalıkta öğretmen bolluğu var. Öncelikle değeri düşürülen öğretmenliiğin değerini yükseltmek için bir çalışma yapılması gerekir.
2012’de KPSS’ye girmiş 4000 Almanca öğretmeni bulunmakta, tabi bunlardan bir kısmı Fen-Edebiyat ya da Mütercim-Tercümanlık mezunu olabilir. KPSS’ye giren Fransızca mezunu ise 1600’ün üzerinde… Yıllardır atama beklediği halde ataması olmayınca başka alanlara yönelen, iş bulamayan, memur olan bir çok kişi bulunnmaktadır. Bazıları ise 40 yaş sınırına yaklaştığı ya da o sınırı geçtiği için öğretmen olma umut ve hayalleri tamamen tükenmektedir.
Bir insanın mezun olduğu alan dışında çalışması oldukça kötü bir uygulamadır. İnsanın kendini gerçekleştirme güdüsüne büyük bir darbedir.  Madem ihtiyaç bellidir, o zaman bu bölümler kapatılmalıdır.
Başkanımızın ve bakanlarımızın yaptığı ; “her üniversite mezunu iş bulmak zorunda değil.”, “Herkes memur olmak istiyor.”, “Bu kadar öğretmene ihtiyacımız yok, yeteneklerine uygun başka mesleklere yönelsinler.” türünden açıklamaları sosyal devlet3 anlayışı ile uyuşmamaktadır.
Buradan Sayın Başbakanımıza da seslenmek istiyorum. Sayın Başbakanım özellikle Türkiye’de öğretmen atama sorunlarının bir an önce giderilmesi gerekmektedir. Siz 2014 yılında Cumhurbaşkanlığına adaylığınızı koyar mısınız? Ya da adaylığınızı koysanız bile seçilir misiniz bilemeyiz. Ancak öyle ya da böyle bu sorun büyüyerek ve katlanarak ileride yine karşınıza çıkacak. Siz o dönemde aktif siyasette olmasanız bile insanlar sizi ve hükümetinizi hep bu yönüyle hatırlayack. Lütfen bu soruna bir çözüm bulun bir an önce.
Milli Eğitim Bakanlığı ise Almanca ve Fransızca öğretmenliğinde niye böyle bir atama oldu, bunun için bir açıklama yapmalıdır.
Eleştirilerim gereğinden sert olduysa affola
Saygılarımla
Mustafa Akdağ
egitimgazetesi.net

8 YORUMLAR

  1. doğru ya işletmeci bir bakandan bu beklenir,kendisi kendi işini yapmıyor ki,ona göre öğretmen de öğretmen olmak zorunda değil,Allah bizlerin hakkını diğer tarafa da burakmadan bu dünyada alsın inş.biz nasıl mağdur ediliyoruz bunlara sebep olanları da Allah 7 cihanda mağdur etsin

  2. verdiğim onca çaba boşa gitti yıllarım gitti… şimdi ne olacak 2 dil bilen ev hanımımı olacağım? formasyonumuz yokmuş…kapı gibi eğitim fak. diploması ben var..ben şimdi onu ne yapayım…hayallerimizi yıkanlar mutlu mu şimdi kendi çocukları plazalarda bize bir öğretmenliği layık bulamadılar yazıklar olsun…

  3. 2 yıldır Fransızcaya verilen kontenjanla(1+1=2)insanları mağdur eden meb’e sesleniyorum…neden hala bu bölümlere artarak öğrenci alınmaya devam ediyor lütfen bir çözüm bekliyoruz…

  4. bu arada üç tane okul da belli, anadolu lisesi değil, anadolu lisesine atama yapamıyorlar, aslında biraz da bunun için bastırmamız gerekiyor arkadaşlar, iki şey için çalışmak gerekiyor, hem şubatta atama yapsınlar, hem de anadolu liselerinin önündeki engeli kaldırsınlar ki atanalım

  5. Dalga geçer gibi fransızcaya sadece 1 kadro veriyorlar,ihtiyaca göre kontenjanları belirledik diyorlar Avrupa Birliği girme sürecinde olan Türkiyede trajik bir durum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here