Balıklıgöl

Balıklıgöl

Aynzeliha ve Halil-ür-Rahman Gölleri’nden oluşan Balıklıgöl, Şanlıurfa şehir merkezinin güneybatısında yer alır. Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinene Balıklıgöl, kutsal balıkları ve çevresindeki eserler ile Şanlıurfa’nın en çok ziyaretçi çeken yerlerindendir.

Hz. İbrahim, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye ve tek tanrı dinini savunmaya başlayınca Nemrut tarafından bugünkü Urfa Kalesi’nin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içerisine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim’in düştüğü yer Halil-ür-Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut’un kızı Zeliha da Hz. İbrahim’i çok sevdiğinden ve ona inandığından ateşe atılmasına dayanamaz. Zeliha da onun peşinden kendisini ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde de Aynzeliha gölü oluşmuştur.

Balıklıgöl’ün Özellikleri

Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği yaklaşık 4 metredir. Balıklıgöl’ün içinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir ve yenilmez. Balıklıgöl civarı kutsal bir yer sayıldığından Dini Bayramlarda, Mevlit ve Kandil gecelerinde çok yüksek bir ziyaretçi sayısına ulaşır.

Balıklıgöl Platosunda Hz. İbrahim’in doğduğu mağara da bulunmaktadır. Hz. İbrahim üç semavi dinin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam) de atası kabul edilmektedir. Hz. İbrahim doğduğu mağaranın hemen yanında bir din alimi olan Beddiüzaman Said Nursi’nin vefat ettikten sonra ilk defnedildiği mezarı da bulunmaktadır.

Balıklıgöl Hikayesi

Babil Kralı Nemrut din adamlarına bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. Din adamları Nemrut’un rüyasını yorumlarken yakında doğacak çocuklardan birinin onu öldüreceğini söylerler. Bunu duyan Nemrut askerlerine o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder.

Halkın arasında bu söylenti duyulmaya başlayınca hamile olan Sara Hatun kaçarak bir mağaraya gizlenir. Bu mağarada doğan ve büyümeye başlayan çocuğun adı İbrahim’dir. Bir zaman sonra yoldan geçmekte olan askerler mağaradan gelen sesler üzerine mağaraya girer. Küçük yaştaki İbrahim’i mağarada bulur ve kral Nemrut’un huzuruna getirir.

Çocuğu olmayan Nemrut, aradan geçen zaman zarfında kararından vazgeçer. İbrahim’i görünce onu çok sever ve yanına alıp büyütmeye karar verir. Kral Nemrut daha sonra Zeliha adında bir kız çocuğunu da evlatlık edinir. Nemrut sert ve ketum bir karaktere sahiptir. Putlara tapar ve halkından da zorbalıkla putlara tapmalarını ister. Hz. İbrahim insanların kendi elleriyle yaptıkları bu putların tanrı olmadığını söyler. Nemrut’un diğer evlatlığı Zeliha, Hz İbrahim’e inanır ama Nemrut’tan korktuğu için elinden de bir şey gelmez.

Bir bayram günü halk şenlik için şehir dışına çıkınca, Hz. İbrahim putların bulunduğu yere gider ve bir baltayla bütün putları parçalar. Baltayı en büyük putun üstüne asar. Törenden saraya dönen insanlar bu manzarayı görünce dehşete kapılır ve Kral Nemrut’a haber verirler. Fikirlerinden az çok önceden haberdar olan rahipler bunu Hz. İbrahim’in yapabileceğini öne sürerler.

Kral Nemrut kendi kurduğu bir yargı kuruluyla Hz. İbrahim’i yargılar. Hz. İbrahim savunmasında; “Görüyorsunuz ya işte balta büyük putun omuzunda, balta kimdeyse bu işi o yapmıştır.” der. Kral Nemrut öfkelenir ve “Bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar?” diyerek bağırır. Hz İbrahim’de “İşte benim anlatmak istediğim de bu. Siz kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyor, sizi kötülüklerden korumasını bekliyorsunuz. Tanrı diye ona tapıyor, adak adıyor, başınız daralınca ona koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrı ise neden diğer putları parçalamasın.” deyince şaşkınlık geçiren ve daha da öfkelenen Nemrut ve etrafındakiler Hz. İbrahim’in üzerine yürür.

Nemrut ve yargı kurulu Hz. İbrahim’in yakılmasına karar verir. Toplanan odunlar Halil-ür-Rahman Gölü’nün bulunduğu yere yığılır. Odunlardan kocaman bir dağ meydana getirilir. Nemrut’un kalesinin kuzeyinde iki büyük sütun yaptırılır. Bunlar Urfa Kalesi’ndeki sütunlardır. Hz. İbrahim’in bu sütunlar arasına gerilerek halatla ateşe fırlatılması düşünülür. Zeliha gece gündüz babasına yalvarır ama Nemrut’un yüreği yumuşamaz. Hz. İbrahim sütunlar arasına gerilen halattan ateşe fırlatılır. Odun yığınlarının ortasına düşer düşmez burası bir göle dönüşür. Zeliha da Hz. İbrahim’e inandığı için kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde oluşan göle ise Aynzeliha Gölü adı verilir. Halk arasında göl ve göldeki balıklar kutsal sayılır. Bu balıklara dokunanların öleceğine ya da başına bir bela geleceğine inanılır.

Şanlıurfa’da Nerede, Ne Yenir?

Şanlıurfa gezimiz sırasında akşama doğru oldukça acıktık. Acıktığımızda Balıklıgöl gezisini yeni bitirmiştik. Balıklıgöl civarında lokantalar mevcut, ancak Şanlıurfa’da yemek yemişken oldukça iyi bir yerde yememiz gerektiğini düşünerek orada bulunan Urfa’lılara nerede yemek yiyebileceğimizi sorduk. Bize Urfa’nın en iyi ve en uygun yemek yeme yerinin Haşimiye Meydanı olduğunu ve Balıklıgöl’e de yakın olduğunu söylediler. Biz de Haşimiye Meydanı’na gittik. Orada bir lokantanın üst katı aile yeriydi ve orada yemek yedik.

Yemek yediğimiz yerin adı “Ayneli Ocakbaşı’ydı. Burada Urfa Kebabı, Adana Kebabı, Ciğer ve tavuk şiş yiyebilirsiniz. Biz Urfa Kebabı ve ciğer denemek istedik. Kesinlikle tadı muazzamdı, oldukça memnun kaldık. Üstelik fiyatı da uygundu. Ustamız ve lokanta personeli oldukça ilgili, her sorumuza içtenlikle cevap veriyordu. Kesinlikle burada yemek yemenizi tavsiye ederim.

Balıklıgöl Haritası

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here